SEMİNERLER
SERGİLER

SEMİNERLER

Girne American Universitesi Eğitim Fakültesi
Geleneksel Seminerleri

SERGİLER

Girne American Universitesi Eğitim Fakültesi
Geleneksel Sergiler

Kapat
Giriş Yap
GAU Network etki alanından hesabınızda oturum açın.
Kaydınız yok mu? Şimdi Kaydolun !
Giriş Yap :  
Kullanıcı Adı : Kullanıcı adımı unuttum
Şifre : Şifremi Unuttum
Üye değil misiniz? Şimdi kaydolun!
Kullancı Adı : GAU Web Mail  
Adım Soyadım :
E-Mail Adresim :
Kayıt Ol : GAU Web Mail  
E-Mail Adresiniz :
Adınız Soyadınız :
Kayıt Ol : GAU Öğenci Mail  
Öğrenci Numaranız :
Adınız Soyadınız :
Kayıt Ol : GAU Öğrenci Bilgi Sistemi  
E-Mail Adresiniz :
Adınız Soyadınız :
Kullanıcı Adı : GAU Öğrenci Bilgi Sistemi  
E-Mail Adresiniz :
Adınız Soyadınız :
Şifre : GAU Öğrenci Bilgi Sistemi  
E-Mail Adresiniz :
Öğrenci Numaranız :
Kullanıcı Adı : GAU Kütüphane  
E-Mail Adresiniz :
Öğrenci Numaranız :
Kayıt Ol : GAU Kütüphane  
E-Mail Adresiniz :
Öğrenci Numaranız :

"OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN; 4-6 YAŞ GRUPLARINDAN DAHA ALTA İNDİRGENMESİ DÜŞÜNÜLMELİ"

Tarih: 01/02/2018

Okul öncesi eğitimin, çocuğun doğumundan itibaren söz konusu olduğu gerçeği; dünyanın tüm ülkelerinde çeşitli anlayış ve sistemler ile ele alınarak değerlendiriliyor. Bu anlamda; En çarpıcı hamleler ve yaklaşım önerilerinin sahipleri ise; "Okul Öncesi Öğretmenliği" eğitimi verilen akademik çevrelerden gelmekte. Doğumdan, zorunlu okul yaşına kadar alınması gereken eğitim süreci ile ilgili bir diğer yaklaşım da GAÜ Öğretim Görevlisi Mehmet Ali Ateş`ten geldi.


 


Ateş; Okul öncesi eğitimin, Kuzey Kıbrıs`ta ve Türkiye`de genellikle 4 ila 6 yaş grubu çocuklara yönelik olarak düşünüldüğünü belirterek, bu yaş diliminin daha alt dilime indirgenmesinin yerinde olacağını değerlendirdi.


 


Girne Amerikan Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü Öğretim Görevlisi Mehmet Ali Ateş, konuyla ilgili olarak düzenlenen bir söyleşi sırasında şunları söyledi;  "iyi bir okul öncesi eğitiminin ve iyi donanımlara sahip bir kurumun, çocuğun yeteneklerini keşfetme konusunda yeterli olacağını düşünüyorum. Eğer, eğitim programı ve öğretmenin hedef aldığı göstergeler doğrultusunda bir program söz konusu ise; süreç amaca uygun ilerleyecektir. Aslında, bir çok ülkede; artık okul öncesi eğitimi, neredeyse bebeklik yaşından itibaren başlıyor. Ama,  ülkemizde okul öncesi dendiği zaman;  4-6 yaş gruplarında görülüyor. Bence; Bu dilimin daha da aşağılara, hem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için, hem de Türkiye Cumhuriyeti için indirilmesi gerekiyor.  Okul öncesi eğitimi dendiği zaman; bizim işimizin, %50`si çocuğun %50`si ailenin eğitimidir. Bizim için zor olan kısım, ailelerin eğitimidir. Aile ile iletişim vazgeçilmezdir. Öğrencilerimize bu konuda; Ailelerin endişelerine yönelik empati tavsiye ederek, iyi bir danışma sağlanması gerektiğini söylüyoruz. Haftalık veya aylık aile eğitim programları düzenlenebilir. Medya aracılığıyla ailelere ulaşıp, okul öncesi eğitimi almış ve almamış çocuklar arasındaki belirgin farklardan ailelere bahsedilmesi gerekiyor. Okul öncesi eğitimin değişimi veya yönü artı eksi olarak düşünülecek olursa; veya `iyi bir okul öncesi eğitimi ve kötü bir okul öncesi eğitimi` söz konusu olduğunda şöyle düşünülebiliyor, okul öncesi eğitimi aldı, o zaman iyidir. Aslında böyle düşünmemek gerekiyor. Aynı zamanda yetişkinlerin eğitimi için de bunu söyleyebiliriz. Ancak; Donanımlı ya da iyi bir eğitimciden çıkmış bir çocuk ila  tamamen günü birlik yaşayan bir eğitimciden çıkmış çocuğun yetenekleri ve düşünceleri arasında belirgin farklar vardır."


 


"OYUN, BİR TÜR BELLEK OLUŞTURUR. TEKNOLOJİK OYUNLAR, ÇOCUKLUK HAZLARI KONUSUNDA YETERLİ DEĞİL"


 


Çocuk ve oyun konusunda uyarılarda bulunan Mehmet Ali Ateş; "Oyun, bir çocuğun öğrenme laboratuvarıdır. Çocuk birşeyleri deneyerek öğreniyorsa, bu öğrenimin kalıcılığından kesinlikle bahsedebiliriz. Şu an; kendi çocukluğumuzu düşündüğümüzde, oyun oynayarak öğrendiğimiz bilgilerin belleğimizde yer aldığını söyleyebiliriz. Çocuğun teknolojik oyunlardan hazedebileceği şeyler kısıtlıdır. Ben, bunu oyun olarak görmüyorum. Çocuğun bilişsel gelişimine destek oluyor olabilir, ama yeterli değildir. Günümüzde, çocukların çıkıp oyun oynayabileceği yeterli ve güvenlikli alan da yok. Belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelip, onlara yeterli alanları sağlaması gerekir. Oyun bir eğlence aracı olarak görülüyor, aslında oyun bir yere kadar eğlence aracı olabiliyor. Ancak, çocuk aynı zamanda eğlenerek öğrendiğini biliyorsa, bizim de bunun farkında olmamız gerekiyor. Hiç birbirini tanımayan iki çocuk bir araya geldiği zaman, bu çocukların yapacağı ilk şey oyun oynamaktır. Oyun dünyadaki tüm çocukların ortak dilidir." şeklinde konuştu.